Search

Bedenimiz biliyor

Dr. Bessel van der Kolk, Brookline Travma merkezinin kurucusu ve Psikiatri profesörü, ‘’The body keeps the score’’ kitabının yazarı .

Kitabı büyük bir zevkle okudum. Okullarda travmaya duyarlı öğretmenlerin olması bu çocukların kendilerini güvende hissedebilecekleri bir sığınak olacaktır. Çocuk en kıymetli hazinemizdir. Eğer bir öğretmen çocuklarla çalışacaksa, önce kendiyle çalışmaya ve kendini tanımaya istekli olmalıdır. Ancak kendi kalbindekilerle tanışıp, onlara şefkatle yer verebilirse çocukların üzüntüsünü sarmalama şefkatini bulabilir. Uzanıp temas edebildiğimiz, dokunabildiğimiz her can için elimizden geleni yapmalıyız. Hepimiz bir bütünün parçalarıyız. Aşağıda kitabın son bölümünden alıntılar yaptım.


Travma ile ilgili giderek bilinçlenen bir dünya olmaya başladık. Her gün travmanın beyin, zihin ve bedenin işleyişini nasıl bozduğunu açıklayan yeni bir yayına rastlamak mümkün artık.

Fakirlik, işsizlik, gelişmemiş okullar, sosyal mesafe, silahlara kolaylıkla ulaşım, standart altı konutlar travmayı besleyen zeminlerdir. Travma daha çok travmayı besler; canı acıyan insan başkalarını acıtır.

Sosyal varlıklarız. Beyinlerimiz beraber çalışmayı ve oynamayı gayretlendirmeye yönelik bir şekilde sanki kabloyla bağlılar. Travma kişinin sosyal etkileşimde olup işbirliği ve toplumun üretken bir üyesi olarak iş görme kabiliyetini harap ediyor. Madde bağımlılığından tutun kendini yaralama davranışlarına kadar uzanan zihinsel sağlık problemlerinin bir çoğu ; yeterli temas ve destek alamadığı için kişinin tahammül edilmez hale gelen duygularla başa çıkabilmek için girişimidir. Buna rağmen kurumlar sıklıkla travmalı çocukların ve yetişkinlerin , kim olduğumuzun temeli olan duygusal etkileşim sistemlerini yok sayıp, hatalı düşünmeyi düzeltmeye , hoşa gitmeyen duyguları ve sorun yaratan davranışları bastırmaya yönelik eğilimleri var.

Travmalı çocuklarla ilgili olarak, okul programlarından koro, beden eğitimi gibi hareket, oyun ve diğer eğlenceli etkileşim aktivitelerini eksiltmemek gerek.

Bugün bir çok psikiyatrist çok az tanıdıkları hastalara acılarını veya endişe ve depresyonlarını giderici haplar vermektedirler. Verilen mesaj şudur: ‘’ İzin ver seni düzeltelim, bu ilaçları al ve üç ay sonra geri gel. Bu süre içinde uyuşturucu ve alkol kullanma’’. Tedavide kestirmeler kişinin kendine özen göstermesini nerdeyse imkansız hale getirir. Bu kişiler neyle başa çıkmaya çalışıyor? İçsel ve dışsal kaynakları nelerdir? Kendilerini nasıl sakinleştiriyorlar? Bedenlerine ilgi gösterebiliyorlarmı? Fiziksel güç, canlılık ve gevşeme için ne yapıyorlar? İnsanlarla dinamik iletişimleri var mı? Onlarla gerçekten tanıyan, seven, ilgilenen birileri var mı? Korktukları zaman, bebekleri veya kendileri hastalandıkları zaman güvendikleri birileri var mı? Bir topluluğa aitler mi? Etrafındaki insanların onların hayatında hayati bir rolleri var mı? Odaklanmak , dikkatlerini vermek ve seçimler yapabilmek için hangi becerilere ihtiyaçları var? Bir hayat amaçları var mı? Hangi konuda becerileri var? Onlara hayatlarının sorumluluğunu alabilmeleri için nasıl yardımcı olabiliriz?

Hepimizin , fakat özellikle çocukların görüldüklerine, sevildiklerine ve onaylandıklarına dair güven duymaya ihtiyaçları var. Bizi seven insanların kalbinde ve zihninde güvenle sarmalandığımızı hissettiğimiz zaman dağları tırmanıp, çölleri aşabiliriz.

Fakat terkedilmiş, değersiz, görünmez hissedersek hiç bir şeyin önemi kalmaz. Korku; merak ve oyunculuğu yok eder. Sağlıklı bir toplum için güven içinde oynayabilen ve öğrenebilen çocuklar yetiştirmemiz gerekir. Merak duygusu olmadan büyüme olmaz. Yanılma ve deneme ile kim olduğunu ve kendin için nelerin önemli olduğunu keşfetmeden uyarlanabilirlik olmaz.

ACE (Adverse childhood experience) incelemelerine göre , çocuk istismarı ve ihmali zihinsel hastalıkların önlenebilir en büyük tek sebebi; alkol ve uyuşturucu bağımlılığının en yaygın tek sebebi; en büyük ölüm sebeplerinden olan kalp krizi, kanser, felç, intihar ve diyabet gibi sebeplere katkıda bulunan bir etkendir.

Travmalı, istismar ve ihmal edilmiş çocuklar için en büyük umut ; görülecekleri, bilinecekleri ve kendilerini düzenlemeyi öğrenecekleri okullarda iyi bir eğitim almalarıdır. Eğer ebeveynler para kazanmak için iki işte birden çalışmak zorundalarsa, çok bunalmışlarsa çocuklarının ihtiyaçlarına uyumlanmakta zorlanıyorlarsa; okullar çocuğun içsel kontrolü ve kendine liderlik edebilmeyi öğrenebilecekleri yerler olabilmelidir.

En kararlı öğretmenler dahi, bir çok travmalı çocuğun bulunduğu bir ortamda etkisiz ve sinirli hissedebilir. Ancak çocukların rahatsız edici davranışlarının, sıkıntılarını ifade etme ve hayatta kalabilme girişimleri olduğunu idrak etmeye başladıkları zaman öğretmenlerin bakış açısı değişmeye başlar. Bir okul ortamında çalışan herkese; travmanın çocukların üzerindeki etkisini ve güvende hissetmenin, görmenin, işitmenin, bilmenin önemini öğretmeye çalışıyoruz.

İlk adımlardan bir tanesi öğretmenlere duygularla ilgili konuşurken nasıl aynalık edecekleri ile ilgili bilgi vermek. Öfke nöbeti geçiren bir çocuğa ‘’dur, kes’’ diye bağırmaktansa veya köşede yalnız başına oturmaya yollamaktansa, öğretmen çocuğun deneyimini farketmeye ve isimlendirmeye yüreklendirilir. ‘’ Ne kadar üzgün olduğunu görebiliyorum’’ diyerek ‘’ Güvenli köşeye gitmeyi mi, yoksa kucağımda oturmayı mı tercih edersin’’ diyerek seçmesini isteyebilir. Böylelikle duygularını ifade etmesi için kelimeleri bulmaya ve sesini bulmaya yardımcı olur. Çocuk için gerçeği söylemenin güvenli olduğunu hissetmesi aylarca zaman alabilir fakat travmanın şifalanmasında çocuğun yaşadığı deneyimin gerçeğini belirlemesi esastır.

Bir çok okulda çocuklar öfke nöbeti geçirip saldırgan patlamalar yaşadıklarında ki bunlar travmatik stress semptomlarıdır, cezalandırılırlar. Bu şekilde okul çocuğa güvenli bir sığınak olacağına başka bir travma tetikleyicisi olur. Travmaya duyarlı öğretmen, çocuğu ailesine şikayet etmek üzere aileyi okula çağırmanın, çocuğun daha fazla dövülmesine ve daha çok travma yaratacağına sebep olacağını idrak eder.

Daha sonradan çocuğu sakinleştirmek için öğretmen farkındalıkla nefes alıp vermeyi önerebilir. Başka bir seçenek te çocuğu bir battaniyeye sararak ve kulaklıkla sakinleştirici bir müzik açarak güvenli bir köşeye oturtmak.. Güvenli alanlar his farkındalığını stimüle ederek çocuğun sakinleşmesine yardımcı olur.

Çocuklar sabun köpükleri üflediklerinde ve nefesi farkındalıkla ve daha yavaş verdiklerinde sakinleştiklerini öğrenirler. Yoga öğretmenleri , ergenlerin bedenleriyle arkadaş olmalarına ve rahatsızlık veren hislerle başa çıkmalarına yardımcı olurlar. Ergenlerin uyuşturucu kullanmasındaki en büyük etkenin korku, öfke ve çaresizlik duygularının yarattığı hislere tahammül edememeleridir.

Okuma, yazma ve matematik dışında bütün çocukların öz farkındalığı, öz düzenlemeyi ve iletişimi ders müfredatı içinde öğrenmeleri gerekir. Çocuklara bedenlerinin ve beyinlerinin nasıl çalıştığını öğretmeye ihtiyacımız var.

Aynaya bakmak ; üzgün, kızgın, sıkıntılı, hayal kırıklığına uğramış olduklarında neye benzediklerinin farkına varmalarına yardımcı olur. Bedendeki hisleri isimlendirmeyi öğrenirler. Mesela kızgınlık neye benzer, bedendeki hissi nasıldır, derin bir nefes aldıklarında veya bir kum torbasını tekmelediklerinde ne olur gibi.

Öğretmenlere, çocuklara ve onlarla ilgilenen kişilere ; çocukların duygusal tepkilerini sahiplenebilmelerine yardımcı olabilmeleri için bir alet kutusu verilir.

Bu program olumlu etkisini gösteriyor. Çocuklar daha az gergin, daha az saldırgan olup performansları artıyor, dikkat eksikliği sorunları azalıyor, daha rahat uyuyorlar. Hayatlarında hala korkunç şeyler olmaya devam ediyor ancak bunlarla ilgili konuşabiliyorlar artık, ihtiyaçları olan yardımı isteyebilme güvenini oluşturdular.

Travma bizi ,kırılganlığımızla ve insanın insana insanlık dışı tavrıyla ama aynı zamanda dayanıklılığımızla yüzleştiriyor.Bu çalışmayı çok uzun zamandan beri yapabiliyorum çünkü içimdeki neşe, yaratıcılık, anlam ve bağ kurma kaynaklarını keşfetmemi sağlıyor.

Travma artık en acil toplumsal sağlık sorunudur. Etkili bir şekilde cevap verecek bilgiye sahibiz.

Bildiklerimizle harekete geçip geçmeme kararı bize aittir.




17 views0 comments

Recent Posts

See All

I am truly grateful to work with Etel. She quides the sessions with so much kindness, humbleness, patience, gentleness and deep presence. Etel creates a safe and objective space from where to witness

Let me tell you about Etel... Sometimes life just sends you Angels. Etel is one of them. I am very grateful to Etel as she has offered therapy to my mum and has refused to take even any money for it.

Etel Avayu ile Şefkatle Araştırma Seansı Şefkatle Araştırma (Compassionate Inquiry) nedir? Her birimizin içinde ihtiyaçları giderilmemiş bir çocuk olduğu inancıyla yola çıkan Şefkatle Araştırma, çocuk